Sonbahar Temizliği

Etrafınızda her şeyini yarım bırakan insanlar var mı?
Sözlerini tam olarak yerine getirmeyen,
Yemeklerini, içeceklerini yarım bırakan,
Başladığı işi bitirmeyen,
Masasını, odasını toplamayan,
Kendine bile verdiği sözleri hasır altı eden,
Eline aldığı bir işi tam hakkıyla yerine getirmeyen,
Eski alışkanlık ve eşyalarından vazgeçmeyen,
Bir aileye veya şirkete yapışan, yaşıyormuş gibi yapanlar var mı?
Emin olun ki, bu kişilerin içlerinde henüz hesabı kapatılmamış bir sürü mesele vardır.

Şu güzel sonbahar günlerinde ağaçlar yapraklarını baharda tekrar kazanmak üzere döküyorlar. Belki de ağaçlar ve bizler bu duruma üzülüyoruz, ama biliyoruz ki, bu gerekli bir süreç. Sanırım ki onlar farkında ve hayatın akışında rahat ve huzurlular…
Sonbaharda çam ağaçları yaprak dökmezler, sanki her şeyi içlerine atıyorlar. Bu sebeple mi yaprakları iğne gibi ve meyve vermiyorlar? Belki de vermek istediği bir mesaj var; yaprak dökmezsen kimse sana sarılmak istemez.
Biz peki bu yaprak dökümünü nasıl yapacağız? İlk adım ‘farkındalık’ yaratmak.  Kendi hareket ve yaşam tarzımız ile ve en önemlisi ‘kendimiz’ ile bir gerçeklik oyununa ne dersiniz? En güzel cevaplar için en güzel sorular gerekiyor bize…

Sadece kendimize dürüst olup gerekli soruları soralım, gözlemleyelim kendimizi, çevremizi…
Bu sizi rahatsız eden davranış şekilleri veya yaşadıklarınız devamlı tekrar mı ediyor? Bir şekilde dışarıda olanlar içimizin bir yansımasıdır, aynasıdır… Bunları değerlendirme çalışan zihin, ya başkalarını ya da kendini suçlayacaktır. Buna dayalı uydurduğu bahaneleri ise destekleyecek düşünce ve duygular oluşturmaya devam edip bizi bir kısır döngüye sokar. Bu sebeple zihnimizin sakin, dingin ve tarafsız, objektif bakış açısına ihtiyacımız vardır.

Bunun sağlamanın en iyi yolu An’da kalmaktır. Zihin ya geçmişte veya gelecektedir… Sorun kendinize “burada mıyım?” diye… İçinde bulunduğunuz anda bedeninizi, nefesinizi hissedin, sahip olduğunuz değerlere şükredin, içtiğiniz kahvenin kokusunu alın, dokunduğunuz nesneleri hissedin.
Sevdiklerinizi, severek yaptığınız şeyleri hayal edin.

 

İlk başlarda anlamasak bile bunu yaparak, bedeniniz ve zihninizin çok üzerinde çok değerli bir varlık olduğumuzu hissedebiliriz… Karnımızdan derin nefes alıp ve verelim. Yavaşça ve sakince. Aldığımızın iki katı sürede nefesinizi boşaltalım. Nefes alırken beyaz berrak bir nefes imgeleyebiliriz, bırakırken ise temizlendiğimizi hissedip hafif kirlenmiş bir hava imgeleyebiliriz. Bunu en az 10 dakika özellikle sabahları yapalım. Kendimizi çok gergin ve kaybolmuş hissettiğimizde de yapabiliriz. Sakin nefes alıp verişimiz zihnimizi sakinleştirecektir.

Eğer geçmişte çok önemli bir travma yaşadıysak üstat desteğine de ihtiyaç duyabiliriz. Bir yaşam koçu, yogi, farkındalık çalışmaları veya aile sistemi terapisi faydalı olabilir.

Farkına vardıktan sonra, oluşacak iki duyguya dikkat etmekte fayda var: İnkar ve öfke
Matrix’de sanal dünyada yaşamak isteyen karakteri hatırlayalım.

Hangi hapı tercih edeceğiniz size bağlı, ama sadece tek bir yol var: Anlayış geliştirmek ve kabullenmek…

Kabullenmekten sonra ki aşama ise temizlik ve daha çok farkındalıktır... Eğer olanları yüreğinize gerçekten alamıyorsak, suçlamaya devam eder kurban olmayı tercih ederiz ve hatta bunu güvenli bile buluruz, çünkü haklıyızdır! Kurbanken suçlu, suçlu iken kurban durumuna geçeriz. Oysa ortada ne haklı vardır, ne de haksız, ne de affedilecek bir durum…

İşte sonbahar! Temizlik ve yenilenmek için yatırım zamanı…